Logaya tıklayın, üye olun, fırsatlardan faydalanın.
ÖYLE UCUZ Kİ AYRILAMAYACAKSINIZ

30 Ocak 2009 Cuma

ŞİRİNCE KAVUN ŞARABI

Şarap törenlerin, şenliklerin içkisidir. Şiir ve şarap denilince ise akla Ömer Hayyam gelir. Sadece onun değil, pek çok şairin yolu şaraba uğrar. Baudelaire'e göre ise şarap "şişedeki şiir"dir.

Rubailer 10
Sevgili, şarap getir! kalk, gel sözüm yerine
Bu gece kısmetimdir o pembe ağzın yine!
Tövbem saçların gibi perişan bir tövbedir,
Uysun verdiğin şarap yanağının rengine!

Ömer Hayyam
Bilen bilir, Şirince meyve şaraplarının tadına doyum olmaz. Bende şirince şaraplarımı çok özel günler için saklıyorum. 2008 Temmuz da kızımla gittiğimiz şirince köyünden aldığımız şarapları, büyük özveri ve itina ile taşıdığımız için kızım olmadan açamazdım :) Bugün şirince kavun şarabını açtık. Açtık ama nasıl açtık :)
Bir kaç ay önce iki arkadaşımın, büyük uğraş ve kahkahalarla şişe açma seansını gördükten sonra

ben bu şişeyi açamam diye düşünürken, hadi bir deneyeyim dedim. Nasıl mı açıldı. Aşağıdaki gibi 3 sn.de :))))

Bu fotoğrafı arkadaşlarıma ithaf ediyorum :))))


Şirince, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk'a 8 km. mesafede tarihi mimarisi korunmayı başarılmış turistik bir köy.
Şirince'den aldığımız meyve şaraplarımızın mahsende görüntüsü. Herbiri başka bir damak tadına sahip olan ve onlarca çeşit meyveden yapılan şaraplar yerinde tadarak alınıyor. Eğer fazla alınırsa bir şişede özel yapım şarap hediye ediliyor.

Şarap Kadehimdeki Şiir
kekremiş sirkedir dostum
şarap şiirsiz içilmez
hafif bir mey sarhoşluğunda
kalbim güldür
kahkahalarını duy kalbim
içinde kızıllıklar
serefine sevdalar
ve bir ömür var
binbir anlar.. anılar
şarap kadehinde şiir gibisin
sen
arzular
yudumlarımın rengi nar
içimde binbir çiçek
aşk hala bahar
yaz geldi geçiyor
ben bahar sen bahar
şarap tadında aşk
yıllanmış sevdalarım
var....yar...
bir kadeh içindeki şarkılar kadar
şarap ve anılar..
Nevin Kalafatoğlu

26 Ocak 2009 Pazartesi

FIRINDA SÜRPRİZ KÖFTE

Sürprizlere bayılıyorum. Mutlu etmenin, gözlerdeki sevinç pırıltıları yakalamanın tadına bayılıyorum. Fakat sürprizin bozulması hiç iyi olmadı :) Açıldığında ortalık rengarenk olacaktı. Öyle bir an düşlemiştim. Sadece bir iki saniye sürecek kısacık bir an. İşte burada da kaşar oyunbozanlık yaptı, beni ele verdi. Yaprak kaşar kullandığım için eriyip akmadı, rende yapmam gerekiyormuş :)Sürprizlere bayılırım ben oldum olası
Zaten doğumumda sürpriz olmuş yedinci ayda
Sürpriz başladı nedense
Fakirliğim, şairliğim, sevinçlerim, korkularım,
kuşkularım da sürpriz bittiiiii
Muhakkak ölümümde sürpriz olur benim
Bugün yarın diye bekletmek bana yakışmaz
Bi giderim bakakalırsınız ardımdan
Dedim ya; sürprizlere bayılırım ben

Şair: Ali AKÇEKEN
Malzemeler:
Köfte malzemesi
Ispanak
Kuru soğan
Bir miktar sıvı yağ
Hazırlanışı:
  • Maydanoz kullanmadan köfte harcını hazırlıyoruz.
  • Tavada ince doğranmış soğanlar hafif pembeleştikten sonra ıspanakları ilave ederek sote yapıyoruz.
  • Köftelik harç ile hamburger köftesi büyüklüğünde yuvarlak köfteler hazırlıyoruz.
  • Arasına ıspanak sote koyarak iki köfteyi üst üste getiriyoruz.
  • Kenarlarını minik darbelerle yapıştırıyoruz.
  • Köfteleri fırına vererek pişiriyoruz.
  • Pişerken son 5 dk. da üzerine kaşar rendesi serpiyoruz. (sakın yaprak kaşar kullanmayın ele veriyor :)
  • Kaşar eridikten sonra fırından alıp sıcak servis yapıyoruz.
  • Her ne kadar kaşar nedeniyle içinde ne var gibi bir soru işareti oluşsada görüldüğünde şaşkın ve beğeni ifadesi beni memnun etti :)
  • Tavsiye ederim çok güzel oldu.
  • Ve yanında patates püresi
  • Afiyet olsun..

19 Ocak 2009 Pazartesi

TAZE SIKILMIŞ KİTAP ZAMANI


Orhan Veli Kanık diyor ki!

Sevdiğim insanlara/ Kızabilirdim,/ Eğer sevmek bana/ Mahzun durmayı/ Öğretmeseydi.

Çayın rengi ne kadar güzel,/Sabah sabah,/Açık havada!/Hava ne kadar güzel!/Oğlan çocuk ne kadar güzel!/Çay ne kadar güzel!

Neden liman diyince/ Hatırıma direkler gelir/ Ve açık deniz diyince yelken?/ Mart diyince kedi,/ Hak diyince işçi/ Ve rüzgârlı havalarda/ Yağmur eğri yağar?

Ve sevmek; Dağı, taşı, ovayı, insanı, hayvanı, bahçeyi, çiçeği, böceği sevmek. Sevgisiz, tahammülsüz, eleştiren, beklentisi olan, ilgi gösterdiği için seven, ilgisiz kaldığı için söylenen, ortamı geren, ekmediği yerden biçmeye çalışan toplum mu olduk? Sevgi vermek yerine, sevgi almaya çalışanlar kaçıyor insandan, kaçıyor kendinden. Oysa ne müthiş şeydir sevmek, yüreğine dokunmak. Aynı dünyada yaşadığınız, aynı gök kubbenin altında var olduğunuz için sevmek. Seni seviyorum da gözlerindeki parıltıyı görmek, onun kalp atışlarını hissetmek… Söylenmek yerine "bana bir şarkı söyle". Yani sevdiniz mi hesapsız kitapsız sevmek çok mu zor?
Kitap dedim de, böyle durumlarda en iyi arkadaşıma sarılıyorum. Taze sıkılmış meyve suyunu nasıl ki bekletmeden içmek gerekiyorsa, kitapları içmek de ne güzel bir mutluluk. Yanında vitamin dolu bir bardak. Sevmek gibi herşeyi, yaşamak su gibi, güneşe bakmak gibi, yüreğini yıkamak gibi, ısınmak gibi, ısıtmak gibi, düşünmek gibi... Taze sıkılmış bol kitaplı günler.
Haa meyve suyu mu? Portakal suyu içine 1 adet de ekşilik versin diye greyfurt kattım. Hayattaki ekşilikleri de sevmek gibi birşey :))
Sevgilerimle..

18 Ocak 2009 Pazar

MİM ve CORN FLAKES

Sevgili Betül'cüğüm beni mimlemiş. Kitap deyince akan sular duruyor. Hiç vakit kaybetmeden cevaplamak istiyorum.


Betül demiş ki:
1- Yakınınızda bulunan ilk kitabı elinize alın.
2- 161'inci sayfayı açın.
3- 5'inci cümleyi bulun.
4- Blog sayfasına yazın.
5- En güzel cümle veya en güzel kitabı seçmeyin !sadece en yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
6- 5 blog arkadaşınıza yollayın.


Bugünlerde okumakta olduğum etejerin üzerindeki kitabımı aldım. Cengiz Özakıncı'nın NEVESER de 161.sayfayı ararken baktım ki en son sayfa da 160 yazıyor :) Aslında kitap 152 sayfa ile bitiyor fakat son 7 sayfa da Cengiz Özakıncı'nın diğer kitapları tanıtılmış.

Sonra en yakın dolaba yöneldim, ilk elime gelen kitap:

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI - Nazım Hikmet 161. sayfanın 5.cümlesi:

" Ve duvarda bir çiviye bağladılar saçlarından, o suretle ki döşemeye ancak ayak parmaklarının ucu dokunuyordu."



Mimlediğim 5 arkadaşım:

Aysel, Nino, IshN, Hülya ve Çiğdem



Ve şu anda yediğim, yerken büyük keyif aldığım corn flakes



Elime geçen herşeyi doldurdum :) corn flakes, kivi, nar, böğürtlen, ceviz, bal ve süt

16 Ocak 2009 Cuma

PATLICAN DOLMA


Arşivimden bir yemek daha:
Patlıcan dolmanın kuru patlıcan ile yapıldığı söylenir. Kim demiş taze patlıcan ile dolma yapılmadığını. Oluyor hem de muhteşem oluyor. Ben hayatımda hiç patlıcan dolma yememiştim :)) taa ki bir arkadaşım, bizim için özene bezene patlıcan dolma yaptığı halde, "ben almayacağım teşekkür ederim" dediğim ve daha sonra methini duyarak pişman olana kadar :)) Arkadaşım için kimbilir ne yıkım olmuştur fakat pişman olduktan sonra benim için nasıl yıkım olduğunu siz düşünün artık. Merak edip tipine bile bakmadığım bir tarifi nasıl yapardım? O günden sonra bir yapan olsa diye nasıl istediğimi bilemezsiniz :) Çok isteyince oluyor sözüne bir kez daha şahit oldum ve nihayet bir yapan oldu. Evime gelen oğlumun arkadaşı, bu olaydan habersiz fakat tamamen oğlumun patlıcan sevmesinden dolayı da olsa, ben de faydalandım :)) "Size patlıcan dolma yapayım Asiye teyze" dediğinde kulaklarıma inanamamıştım :) "Fakat kuru patlıcan yok", "olsun taze patlıcan ile de oluyor, ben yapıyorum" sözüne bayıldım :) Her ne kadar kurusunu yememiş olsam da gerçekten çok güzel oldu. Mutfağımda yapıldı, öğrendim, yedim, beğendim. Daha sonra kendim yaptım. Fotoğraf daha sonra kendi yaptığım dolmadır.
Malzemeler:
İstediğiniz kadar patlıcan( 1 kg.dan az olmaz herhalde) :)))
İstediğiniz kadar dolma biber
Dolma sayısının iki katı tatlı kaşığı pirinç
(1 dolma için 2 tatlı kaşığı pirinç hesabı ile)
1 demet yeşil soğan(beyaz kısımları ile birlikte ince doğranmış)
2-3 baş kuru soğan(ince doğranmış)
1 demet taze nane (ince kıyılmış)
1 demet maydanoz (ince kıyılmış)
1 demet dere otu
6-7 adet domates (kabukları soyulup, ince kuşbaşı doğranmış)
Tuz, karabiber
Yapılışı:
  • Patlıcan ile biber dolması beraber çok güzel yakışıyor. Yanında muhakkak dolma biberlerimiz de olsun.
  • Patlıcanlar soyulmadan sapları alınarak, boyuna göre dolma boyu konumunda ikiye ayrılır (kısa ise öylece bırakılır) ve içleri oyulup bir süre tuzlu suda bekletilir.
  • Dolma biberlerin sapları çıkartılıp yıkanır. Biberlerin sapları temizleyip yıkanır ve üzerlerine örtmek için saklanır)
  • Bu arada sıvı yağ, pirinç, taze soğan, kuru soğan, nane, maydanoz, domates, tuz, karabiber harmanlanarak iç hazırlanır.
  • Dolma içi patlıcan ve biberlere sıkı sıkı doldurularak tencereye sıralanır.
  • Patlıcanlara domates dilimi, biberlere kendi sapları kapak yapılarak kapatılır.
  • Üzerini aşmayacak şekilde su ilavesi ile sıvı yağ gezdirilir.
  • Kaynayana kadar yüksek, kaynadıktan sonra ağır ateşe alınarak pişirilir.
  • Servis tabağına alınarak ılık servis yapılır.

13 Ocak 2009 Salı

MUTLU SİTESİNİN MUTLU HANIMLARI


HOŞ GELDİN!
HOŞ GELDİN
ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ,
HOŞ GELDİN!
Seni; olmadığın zamanlarda da sevmiştik,
Olmadığın baharlarda da...
Ama hiç bu kadar telaşlanmamıştık.
Beklememişiz üstelik birbirimizi...
Birlikte ıslandığımız yağmurlarımız yok...
Ne kavgalarımızın adı bir olmuş,
Ne "dost" diye baktığımız yüzler...
Ayrı ayrı akmış göz yaşlarımız.
Ben, asırlardır okşamamışım yanağını,
Senin yüzün ağlamaktan yorulmuş...
Ama yine de
HOŞ GELDİN
ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ,
Hoş geldin!
Bir, yüzün vardı görmediğim,
Bir, sesin...
Hiç duymadığım...
Kokunu çiçeklerle tanımlayamazdım.
Dokunmadım, bilemezdim
Ellerinin beyazlığını.
Hangi şarkının neresinde,
Hangi şiirin en sevdalı sözünde
Çıkacaktın, bilemezdim.
Dilimin ucundaydın hep,
İşte; şimdi düşüverdin!
HOŞ GELDİN
ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ,
Hoş geldin!
"Ağır ağır çıkılan bir merdiven" yok...
Eskittiğin yıllardan değil,
Sızlayınca yüreğin, anlıyorsun:
Yine gecikmişsin...
Yorgun olduğu kadar
Suskundu gönlüm.
Senden evveli anılara yükledim...
Sevdaya dair ne varsa duyduğum,
Yetersiz şimdi.
HOŞ GELDİN
ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ...


Tayfun TALİPOĞLU
Yüreğine, kalemine sağlık


Ev alma komşu al derler ya! Bizde site olarak ev almadık komşu aldık diyoruz. Yüzlerini görmeden, seslerini duymadan, olmadığımız zamanlarda özleyerek belki, hep dilimizin ucundaydı. Hangi zamanda, hangi şarkının neresinde, hangi şiirin sözlerinde çıkacağını bilmeden beklemişiz. Şimdi bir o kadar telaşlıyız. Bu komşuluğun, bu dostluğun hiç bozulmaması dileğiyle..


Ve Sevgili Gamze'nin Menüsü:


Emriye hanımın marifetli ellerinden çıkan gözleme. Emriye Hanımın ellerine sağlık.


Sevgili Mukadder'in patlıcan salatası.

Mevlüde Hanımın özene bezene yaptığı dövme buğday salatası. Ellerine sağlık diyoruz.

Sevgili Mukadder közleme biber salatası ile güne renk katmış, ellerine sağlık Mukadder'ciğim.

Sigara böreğinin kimin olduğunu sordum fakat bilinmiyordu sanırım. Yapanın ellerine sağlık diyoruz.

Tülin Hanımın içli Köfteleri, ellerinize sağlık.

Sevgili Pelin'in etimekli pastası. Pastanın muhteşem görünüşü, servis tabağının azizliğine uğramış. Altta etimek, üzerinde krema olan etimekli pasta nefisti. Sevgili Pelin'in güzel yüreğine ve zarif ellerine sağlık diyoruz.
Ve günün Ast'ı. Muhteşem görüntüsüyle herkesi kurabiyelere ve sevgili Mukadder'e hayran bıraktıran ŞEFTALİ KURABİYELER. Güzel Mukadder'in kendisi kadar güzel kurabiyeleri büyük hayranlıkla tüketildi. Ellerine sağlık sevgili Mukadder.






Ve aşure ayına özel, gün sahibi sevgili Gamze'nin nefis aşuresi. Sevgili Gamze'nin ellerine sağlık, Allah kabul etsin.




MOST SENİOR CHEF NECİP ERTÜRK


Arşivimi karıştırırken, kızımın fotoğrafladığı mutfağımdan bir obje ile karşılaştım. Mutfağımda bir değil bir çok aşçı objesi mevcut. Aşçılar diyarı mengenli olunca, aşçı objelerine hayran olmamak ne mümkün. Bir obje beni nerelere götürdü? Necip Ertürk'e kadar gittim. Necip Ertürk kimdir? Merak edenler isme tıklayarak bakabilir. 2004 yılında Ünlüler Yıldızlar linkini yapıp 2005 yılında Necip Ertürk için sayfa açtığımda, Tuğrul Şavkay'ın 2002 de yazdığı yazıyı nerden bilebilirdim. Aslında yanlış bir haber ve tekzip yazısı 29 Eylül 2008 de yayınlanmış. Tuğrul Şavkay'ın yazısında "O zamanlar yıldızlar yalnız gökyüzünde ve sinema salonlarındaydı. Belki birkaçı da sahnedeydi. Mutfakta bir yıldıza rastlamak ise düşünülemezdi bile. Necip Ertürk bu durumu yıkmış, mutfaklardan da yıldız şefler çıkabileceğinin müjdesini vermişti." diyordu. 2005 yılında bu yazıdan bihaber Ünlüler Yıldızlar konumunda Necip Ertürk'e yer vermişim. (Bu başlıkta Ünlü'ler ben ve ailem, yıldızlar ise Necip Ertürk için mutfağın yıldızı olarak nitelemiştim).Yemeklere dil veren, estetiği ile bezeyip Türkiye'nin Başaşçısı ünvanı ile dünyaya açılıp Amerika'da ‘Most senior chef' (En kıdemli aşçıbaşı) ünvanını almış Necip Ertürk, ancak bu kadar ince bir dille tekzip yazısını yazabilirdi. Most senior chef'imize daha nice nice uzun ömürler diliyorum.
Tekzip yazısını alıntı olarak aynen yayınlıyorum. Aynı zamanda BURADAN da bakabilirsiniz.
"‘‘Tuğrul Bey,
İki ay önce benim için yazdığınız yazıyı okudum. Size 71. yaş günümde emekliliğime ait resimlerle birlikte bir teşekkür mektubu gönderecektim.
İki gün önce ölüm haberimi alınca size teşekkürlerimle bazı resimleri gönderiyorum. Amerika'da benim başka bir title'ım (ünvanım) var: ‘Most senior chef' (En kıdemli aşçıbaşı). Benden başka hiç kimse 58 sene mutfakta kalmamış. Emeklilik merasimine bütün şirketin en iyi şefleri gelerek yemek gösterileri yaptılar. Şirketin ve şehrin genel müdür ve başkanları gelerek benim mutfak alanındaki yerimden söz ettiler. Son olarak basketbolu sevdiğimi bildikleri için aşçı ceketimi çıkararak Amerika'nın ünlü bir basketbol takımı olan Lakers'ın formasını giydirdiler. Resimde gördüğünüz buzdan yazı, benim mezar taşım. Ölüm haberime çok uydu.Tekrar teşekkürler, selamlar ve sevgiler.
Necip Ertürk"

11 Ocak 2009 Pazar

VİŞNE JÖLELİ TAVUK GÖĞSÜ

Sık sık tatlı krizim tutar. Bu da öyle günlerden bir gündü. Hemen evdeki malzemelere baktım. Ortaya vişne soslu tavuk göğsü çıktı. Fakat tatlı krizi tutunca yapılacak bir tatlı değil çünkü yapıldıktan sonra beklemesi gerekiyor. Tabii krizim devam ederken tatlıyı dolaba kaldırmak zorunda kaldım :) Ve akşam oğlumun bir arkadaşı davet etti, tatlıyı aldığımız gibi Diler'lere gittik. MUTLULUKLAR DİLER..



Altta tavuk göğsü, üzerinde derin dondurucuda sırasının gelmesini bekleyen vişnelerin taneleri ve en üsttede suyu ile doğal olarak hazırladığım jöle vardır. Daha sonra taze nane yaprakları ile süsledim.

9 Ocak 2009 Cuma

ÇİÇEK EKMEK

1,5 senedir evdeyim fakat çalışma hayatımdan kalan bir alışkanlıkla, halâ erken bir saatte vakitli olarak mutfağa girmeyi başaramıyorum. Nede olsa 25 senenin alışkanlığı var. Galiba çalışma hayatımı halâ özlüyorum. Yada ben evde durmayı sevmiyorum. Nezaman ki saat 18.00 oluyor, ev işi ve mutfak işi yapmak için harekete geçiyorum :) Bugün de öyle günlerden bir gündü işte. 18.00-19.00 arası yemeğimi yaptım. Sıra masayı hazırlamaya gelince baktım ki ekmek yok. Eee nede olsa işten dönerken ekmek alarak dönüyordum. Market uzak, araba ile gitmek lazım. Off napacam derken dolaba baktım, kullanmaya fırsat bulamadığım pakmayalar bana gülümsüyor. Ben ekmek yaparmıyım? Evet yaparım ama oğlumun gelmesine çeyrek var. Yetişir mi? Yetişmez. Neyse yetişmesede bugün ekmeksiz yemek yiyelim dedim ve makinaya malzemeleri koyup yoğurtmaya başladım ki yoğururken oğlum geldi :) İki yanağa iki tatlı öpücük, uzandı makinaya baktı, ekmek yapacaktım ama geç kaldı :) olsun dedi ben çok aç değilim. İşime de geldi doğrusu. Hamurun kabarmasına vakit yok, fırını 50 dereceye ayarlayarak yoğurulan hamuru hemen 5 dk. fırına koydum ki hafif mayalansın. hemen şekil vererek bir 5 dk. daha 50 derece fırına verdim. Daha sonra üzerine yumurta sarısı sürerek çörek otu, susam, haşhaş ve keten tohumu ile süsleyerek fırını da 200 derece yaptım ve verdim fırına. Şekil çok güzel beklemeye değer. Fırından miss gibi kokular yayıldıkça iştahımız da açıldı. 20.45 de masaya oturmuştuk. Değdi doğrusu, süper bir ekmek oldu ve oğlum ekmek makinası ile değilde bundan sonra çiçek ekmek yapmamı önerdi. Bence her ikisinin de yeri ayrı. Afiyet olsun güzel oğlum.




Arşivimde yayınlanmayı bekleyen birçok fotoğraf birikti fakat uzun zamandır bloğum ile ilgilenemedim. Öncelikle, soğumadan dumanı üzerinde sıcak sıcak çiçek ekmeklerimi yayınlayayım istedim. Daha sonra diğerlerini aksatmadan yayınlayacağım. Hergün ziyaretime gelenlere çok teşekkür ediyorum. Yeni yayın isteyenlerin duyumlarını alıyorum fakat o kadar ziyaretciye karşılık bir yorum bırakmanız çok zamanınızı almaz diye düşündüğümden bir iki kelime yazmanızı rica edeceğim :) Yorumlar kayıtlı olmasanız da herkese açıktır :)
Sevgilerimle
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaşalım