Logaya tıklayın, üye olun, fırsatlardan faydalanın.
ÖYLE UCUZ Kİ AYRILAMAYACAKSINIZ

30 Mart 2009 Pazartesi

KUMPİR

Kumpir, önceleri dışarda yediğimiz bir çeşitti. Uzun süredir evde denemek istiyordum fakat fırın faktörünün çok önemli olduğunu biliyordum. Tedirgin bir şekilde denemeye başladığımda anladım ki, kendimizi bu keyiften boşuna mahrum etmişiz. Benim fırınım patates közlüyormuş yaşasın :)

Patatesi közledikten sonra sıcakken ortadan bir kesik atıp, üzerine tereyağ ve kaşar rendesi koyarak eriyene kadar bıçak ile harmanlıyoruz.



İçi için hazırladığımız domates soslu salam, rus salatası, dilim zeytin, mısır ve ince kıyılmış turşuyu kaşarlı patatesin üzerine dolduruyoruz.

Arzuya göre ketçap ile tatlandırıyoruz. Afiyet olsun.

Oğlum ve kızımın onayından geçti, "dışarda yediğimizin aynısı" şeklinde not aldım :) Şiddetle tavsiye ediyorum, mutlaka denemelisiniz.

17 Mart 2009 Salı

BİR GÜNÜN ARDINDA KALANLAR

Yoğun yorucu bir günün ardından kalanlar, galiba hasta oluyorum. Bir çok sıkıntı varken hayatta, son bir gayretle de devam derken, yoğun geçen hazırlık aşamaları ve 3 günün yorgunluğu ile bugün bağışıklık sistemimin çökmesi soğuk algınlığı olarak kendini gösterdi. Bir süre bloğa SON diyerek dinlenmeye çekilmek istiyorum. Ve mutfağımdan da uzak durarak bir süre yiyecek maddesi görmek istemiyorum :) Biraz toparladıktan sonra da biriktirilen sıkıntıları boşaltmak ve manevi güç almak için de evden uzak durmak iyi gelecek galiba.
Sevgilerimle görüşmek üzere..
Ah..! yollara çıkmak lazım şimdi...
Geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilişkiler bırakarak yelkenleri şişirmek lazım...
Doldurup bavula ertelenmiş coşkuları, rüzgârları sırtlamak, martıların peşine düşüp asfalt bilmez topraklara koşmak lazım...
Serseri bir şişede imzasız bir mektup olup meçhul kıyılara vurmak lazım...
Kış bastırdıkça baharın izini sürmek lazım...
Unutulmuş paslı bir hançer gibi çekilmek kınından ve yollara sürtündükçe yeniden bilenip ışımak lazım...
Ah..! gökten yıldız yağıyordur oralarda;
dallar hazdan kırılıyordur.
şimdi uzaklarda olmak lazım...
CAN DÜNDAR


Ve gündeki menüm..

Petit Beurre(Küçük tereyağlılar)


Lahana Salatası


Etimekli Patlıcan Salatası


Patatesten Havuçlar ve civciv


Sevgili Mukadder'in Chesee Cake'i
Yemeye kıyılamayacak bir tablo, harikaydı..

Sevgili Mukadder'in mantısı
Mukadder'ciğim ellerine sağlık, teşekkür ederim.

Sevgili Sümeyye'nin makarna salatası
Sümeyye'cim teşekkür ederim, ellerine sağlık.
Sevgili Nalan'ın çok lezzetli kek'i.
İnanamazsınız çok lezzetliydi.
Teşekkür ederim Nalan'cığım.

Ve sevgili Nezahat'ın kurabiyeleri görünüşü ve tadı ile mükemmeldi.
Ellerine sağlık Nezahat'cım, teşekkür ederim.

8 Mart 2009 Pazar

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O kanayan bir yaradan veya
gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.
HALİL CİBRAN


İnsanlar başaklara benzer.
İçleri boşken, başları havadadır;
doldukça eğilir.
MONTAIGNE

BEN KADINIM
Duygular taşırım yüreğimde,
Canlar taşırım bedenimde
Renk renk, nakış nakış
Oya oya
Sevgi dokurum gönlümün
incecik tellerinde.
Buram buram
Ekmek kokar ellerim
Kimi mis kokar,
kimi toprak.
Ekin de biçse,
Kalem de tutsa
Bereket doludur avuçlarımda.
Ben açarım sabahın perdelerini,
Ben örterim akşamın karanlığını.
Ben beklerim sayrı gecenin sancılarını..
Ben taşırım
yaşam suyunu güğüm güğüm.
Bazı gün ağladığım,
Bazı güldüğüm
Zamanın sonsuz denizinde
Ben yüzerim kulaç kulaç aydınlığa.
Emeği, aşı, onuru
Acıyı, sevinci, gururu
Üleşebilmek için insaca..
ŞULE TÜREL
TÜM KADINLARIN "DÜNYA KADINLAR GÜNÜ" NÜ KUTLUYOR
EMEĞİ, AŞI, ONURU, ACIYI, SEVİNCİ, GURURU BERABERCE PAYLAŞTIĞIMIZ EŞLERİMİZE, BABALARIMIZA DİYORUM Kİ..
El öpmeden geldin bu günlere,
Küçülmeden tutkularına,
Yenilmeden ihtiraslarına,
Mahçup olmadan kendine,
Çocuklarına
Ve dostlarına.
Alnında ter,
Gözünde ışık,
Gönlünde gurur,
Olursa işte böylesi olur.
AHMET SELÇUK İLKAN
VE CANIMIZDAN ÇOK SEVDİĞİMİZ, GÖZÜMÜZDEN ESİRGEDİĞİMİZ, ONURLU YETİŞTİRDİĞİMİZ, GURURLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZA
Çocuklar ağlamasın,
Hiç ağlamasın,
Güneşte yunmuş bir damla su.
Ama siz ağlayın, payınıza düşeni
Bilerek, ederek
Ve de hiç hak geçirmeden
Şu perişan rahatlığınıza,
Ne hale getirdiğiniz bu dünyaya,
Namusluca, utanarak ağlayın.
Ama çocuklar ağlamasın,
Hiç ağlamasın..
MÜŞTAK ERENUS
Bugün bir mucize olsun,
Zaman su gibi akmasın.
Mutluluktan ağlayalım,
Efkarın, hasretin, kederin
Kalplerle konuşması ayıp olsun..
DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

4 Mart 2009 Çarşamba

PORTAKAL REÇELİ

Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum
duma duma dum,
Kırmızı mum
Dolapta pekmez yala yala bitmez
Ayşecik cik cik
Fatmacık cık cık
Sen bu oyundan çık
Poratakalın soyulup yenilmeden başucuna konması, sanırım ne hakkında yalan söylendiğini açıklamakta. Zira bal gibi portakalı yemiştir bunu uyduran kişi. Portakal, ortamda yenilmesi pek istenmeyen meyve olsa gerek, sosyal çevre baskıları kişiyi "poratakalı ben soydum ama yemedim; başucuma koydum" demeye itmiş olabilir. Eğer ki, bu yalan işe yaramazsa, karşısındakini suçlamaya başlayıp "ulan dolapta o kadar pekmez var, yala yala bitmez, sen ne istiyorsun benim portakalımdan" demiş olabilir. Portakalın yenmesine kızanlar ise "ayşecik cik cik cik, fatmacık cık cık cık, sen bu oyundan çık" diyerek kişileri ortamdan uzaklaştırmaya çalışmaktadır.
Bugünlerde bende portakala fena halde taktım. Aklıma ne gelirse içine portakal katmaya başladım. Kurtulamaz elimden. Bu tat, bu nefis koku onda olduğu sürece daha çok uğraşırım ben onunla. Sırada sos var, portakal sosumu da yapıp kesin dondurucuma koymalıyım.

Malzemeler:

3 kg.portakal
3 kg.şeker
1 su bardağı portakal suyu
1 limon suyu


Hazırlanışı:
Portakalların kabuğu rendenin ince kısmıyla ve beyaz kısmı ortaya çıkmayacak şekilde hafifçe rendelenir. (Portakal reçeli rulo yapılacaksa bu çok önemli, ben fazla rendelemişim rulo saramadım) (Rendelenmiş kabukları ileride portakal aroması olarak kullanmak üzere bir kaseye alarak derindondurucuya koydum.)



      Kabukları rendelenmiş portakallar, bütün haldeyken tencereye alınarak bol su ile 5-10 dk. kaynatılır. Suyu dökülerek tekrar su ilave edilir ve tekrar kaynatılır. Portakalın acısı çıkması için bu işlem 3 kez tekrarlanır.
        Son suyu da döküldülten sonra portakallar soğumaya bırakılır.
        Rulo yapmak isteniyorsa, soğumuş olan portakallar ikiye bölünerek 1-1,5 cm. eninde elma dilimleri şeklinde doğranır. Dilimler rulo sarılarak uçlarına kürdan saplanır.
          Kare olması isteniyorsa 1*1 ebatında kare doğranır.
        Kaynatma tenceresine alınarak rulo yada kare doğranmış portakalların üzerine şeker ve 1 su bardağı da portakal suyu ilave edilerek kısık ateşte pişirilir. (Kaynama sırasında reçelin sulandığı görülecektir, sakın eyvah demeyelim, gayet iyi toparlanıyor)
          Olmaya yakın 1 limon suyu ilave edilir. Reçelin üzeri komple hava kabarcığı şeklinde kaynamaya başlamışsa olmuş demektir. (Köpük ile hava baloncuklarını karıştırmayalım, üzeri komple balancuk olduğu anda kapatmalı) Tam bu anda reçelin kıvamını ben çok seviyorum. Soğutarak bakmıyorum bile. Eğer tedirginseniz yada farklı kıvamdan hoşlanıyorsanız, baloncukları kenarda gördüğünüzde minik bir kaseye alıp hemen dolapta soğutarak kıvamına bakabilirsiniz. O soğuyana kadar bırakın reçel kaynamaya devam etsin baloncuklar çoğalsın. Bu sürede son kıvamını daha güzel alacaktır.
          Dilimler rulo yapılmışsa tencerede soğuması beklenir ve soğuduktan sonra kürdanlar alınarak kavanozlara yerleştirilir.

        Dilimler kare doğramışsa soğumadan kavanozlara alınarak soğumaya bırakılır.
        (Ben ancak 10-15 dilim rulo yapabildim, baktım olmuyor gerisini kare doğradım)

        1 Mart 2009 Pazar

        TEK KİŞİLİK VİŞNELİ KAFES TART




        Malzemeler:
        200 gr. oda sıcaklığında yumuşak margarin
        (ben bunda tereyağ kullandım)
        150 gr.şeker
        2 yumurta sarısı
        4 yemek kaşığı toz fındık(tepeleme)
        1 çay kaşığı tarçın
        1 paket kabartma tozu
        Aldığı kadar un


        Meyve sos


        Hazırlanışı:


        • Mevsiminde hazırlayıp derindondurucuya kaldırdığım vişne püresini tavaya aldım.
        • Ben sos da şeker kullanmadım. Özellikle tart da meyvenin ekşiliğini hissetmeyim.
        • 2 kaşık buğday nişastası katarak kıvam aldırdım ve soğumaya bıraktım.



        • Tart hamuru için çok yumuşak yağ ve şeker iyice çırpılır.
        • Yumurta sarısı katılarak çırpma işlemine devam edilir.
        • Fındık tozu, tarçın ve kabartma tozu katılarak çırpmaya devam edilir.
        • Yumuşak bir hamur olana kadar un katılarak karıştırılır.
        • Tart kalıpları yağlanır. (çok güzel yağlamama rağmen piştiğinde kalıplara yapışmıştı, çok zor çıkarttım) Yapışmaması için önerileri bekliyorum :)
        • Hamurun 1/4 i ayrılır, yuvarlanarak merdane ile 3-4 mm. kalınlığında açılır ve buzdolabında dinlenmeye bırakılır.
        • Kalan hamur bezelere ayrılarak tek kişilik tart kalıplarına bastırarak, ortası çukur olacak şekilde kaplanır. Bu ölçüden 10 adet tart çıktı.
        • Hamurla kaplanmış kalıplar buzdolabına dinlenmeye bırakılır

        • Kalıpta dinlenmiş hamurun üzerine soğumuş olan vişne sos dökülür.
        • Dolaptaki 1/4 i ayrılıp açılmış hamur alınır. 1 cm. şeritler kesilir.

        • Kesilen şeritler, vişne sosun üzerine kafes şeklinde kaplanır.

        • 170 derece fırında pişirilir.

          • Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpilir.
          • Afiyet olsun
          Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

          Paylaşalım