Bir haftadır balkondan gökyüzünün değişik hallerini seyrediyorum. Alabildiğine bir gökyüzü. Kimi zaman tüm masumluğu ile bembeyaz. Kimi zaman huzur dolu masmavi, kimi zaman masmavi gökyüzünde pamuk bulutların tüm detayları seçilebiliyor. Kimi zaman ise kapkara yağmur bulutları ziyaret ediyor. İki gün önce yağmur bulutlarını seyrettim. Dağın tepesine gelmeden kara bulutlar bitmiş, devamı bembeyaz olmuştu. Kara bulutlardan, ince şeritler halinde, sanki kum akmakta dağın tepesine, kumsaati misali . Gün batarken ise dağın tepesinin kızıllığı görülmeye değer bir güzellikte. Öyle görkemli bir görüntü ki gökyüzünü seyretmek. Bir de yeryüzüne bakıyorum, 1 ay öncesine kadar yemyeşil bir alan, rüzgarda dans edip dalgalanmaktaydı. Şimdi ise başaklar salınmakta. Şehrin gürültüsünden uzak, nefes alabileceğin uçsuz bucaksız bir alan, ben bu sakinliğe alıştım galiba :) Bu sıralar şehre indiğimde trafik ve garip bir şekilde insan kalabalığı, betonlar üzerime üzerime geliyor. Sokaklarda insanlar iç içe, metre kareye düşen insan sayısı kaç acaba diye düşündüm. İnsanlar sokakta fakat kendilerine ait nefes alacak alanları yok. Kafanı kaldırıyorsun binalar, binalar, binalar. Arabanın camından binaları seyrediyorum, pencereler birbirine bitişik gibi duruyor. Pencerenden dışarı bakmak istesen diğer pencerenin camı ile karşılaşıyorsun. Gökyüzünü göremiyorsun. İnsan yaşadığı ortama bir telaş ile nasıl uyum sağlayabildiğinin farkını hayretler içinde görebiliyorum. Daha evvel ben de şehirde yaşarken, başımı kaldırıp gökyüzünü görmek istemedim mi acaba? Belki de bu betonlaşmadan gökyüzü görülemediği için alışıyor insan.
Konuyu nasıl bağlayacağımı tahmin ettiniz mi? Bu gün kızımın arkadaşı, benim de kızım kadar sevdiğim banu'muz ve çok sevdiğim arkadaşım banu'nun annesi bizdeydi. Balkonda oturup uzun uzun gökyüzünü seyrettik ve başakları :) Tabi sadece seyretmek değil, anı paylaştığın çok sevdiğin kişiler olunca tadına doyum olmuyor zamanın. Çok mutlu bir gün geçirdim. İyi ki varsınız, sizleri seviyorum.

Gelelim günün menüsüne
Lahmacun yapmak istedim, bir pazar günü kapım çalınıp sevgili Mukadderin yapıp getirdiği Mukadder'in lahmacun tarifini uygulamak istedim. ilk kez yaptığım bir tarifti. Tabii bir şekilde yüzüme gözüme bulaştırdım :) Garanti bir tarif aslında, hamuru ve iç malzemesi de gayet güzel oldu fakat tavada pişiriliyordu. Hamuru açma benim elimden çıkınca doğal olarak pişiremedim. Katır kutur bir lavaş oldu ama itiraf edeyim iç konulan üst kısmı yumuşaktı :) Kızlar da acıktığı için bi çırpıda gitti :) Beyhan'cığım gelirken lahmacun pişireceğini asla düşünmemiştir :) Eee misafir umduğunu değil bulduğunu denmesinin sebebi de bu olsa gerek :)

Bu böyle olmaz biz bunu fındık lahmacun yapalım diyerek, Beyhan Hanımın üstün zekası ile lahmacun malzemesini kurtardık :) Fırında pişirilen Mersin, Adana yöresinden fındık lahmacun çıktı ortaya.
Pişme esnasında bir sorun daha oluştu, tamamen benim suçum :) Gevezelik yapalım derken fırından çıkarmayı unuttum biraz fazla kızardı :)ve yanında salata çeşitleri
Yeşil salata (Marul, roka, dereotu, taze soğan, maydanoz, domates)
Maydanoz dalları
Sumaklı kuru sağan
Yeşil mercimekli nohut salata
Ama Allah için diğer çeşitler güzeldi :) :P
--------------Haşhaşlı çörek---------------------------------------Etimekli Tatlı---------------
Bence günün ası Mantar Kurabiye oldu
Malzemeler:
400 gr. margarin (yumuşak)
2 yumurta
3,5 su bardağı un
1,5 su bardağı mısır nişastası
1,5 su bardağı buğday nişastası
1,5 su bardağı şeker
2 paket vanilya
2 paket kabartma tozu
1,5 çay bardağı fındık tozu
Üzeri için kakao
( Bu ölçüden 36 adet kurabiye çıktı)
Hazırlanışı:
- Oda sıcaklığında yumuşamış margarin ufak parçalara bölünerek yoğurma kabına alınır.
- Üzerine unun yarım bardağı ve kakao hariç tüm malzeme katılır ve hamur yoğurulur.
- Hamur ele yapışmayacak yumuşak bir hamur olmalıdır. Eğer halâ ele yapışıyorsa ayrılmış olan yarım bardak un azar azar katılarak ele yapışmaz pürüzsüz bir hale getirilir. Nerede ele yapışmaz hal almışsa orada un katımı durdurulabilir. Hamur una doymuş olmalıdır.
- Hamur normal boyda bir yumurtadan az ufak parçalara ayrılarak yuvarlanıp tepsiye dizilir.
- Metal bir şişe kapağı (şişe cola yada soda kapağı) kakaoya batırılarak yuvarlak bezelerin üzerine derin kesikler oluşmadan hafif batırarak izi çıkacak şekilde bastırılıp çekilir. Aynı hareket 1-2 mm. gerisinden ilerisinden iz çıkacak şekilde tekrarlanır.





İçi için; Soğan, mantar, kırmızı biber, ıspanak püresi ve tuz katarak sote yaptım. 






Çalışma çok zevkliydi fakat baya bir yorucu oldu. Havanın sıcak olması da bir dezavantaj oluşturdu.

Saçlarını bir gün önce şampuanla yıkayıp saç kremi ile yumuşattım :) Sabah da saçlarını topuz yapmak istedim fakat o kadar gür ki saçları yarım topuz oldu :)









Siz içeceğinizi yudumlarken ben kendimden ve mutfağımdan bahsedeyim :) Size Afiyet Olsun.
İsmim

