Logaya tıklayın, üye olun, fırsatlardan faydalanın.
ÖYLE UCUZ Kİ AYRILAMAYACAKSINIZ

30 Haziran 2009 Salı

MANTAR KURABİYE

Bir haftadır balkondan gökyüzünün değişik hallerini seyrediyorum. Alabildiğine bir gökyüzü. Kimi zaman tüm masumluğu ile bembeyaz. Kimi zaman huzur dolu masmavi, kimi zaman masmavi gökyüzünde pamuk bulutların tüm detayları seçilebiliyor. Kimi zaman ise kapkara yağmur bulutları ziyaret ediyor. İki gün önce yağmur bulutlarını seyrettim. Dağın tepesine gelmeden kara bulutlar bitmiş, devamı bembeyaz olmuştu. Kara bulutlardan, ince şeritler halinde, sanki kum akmakta dağın tepesine, kumsaati misali . Gün batarken ise dağın tepesinin kızıllığı görülmeye değer bir güzellikte. Öyle görkemli bir görüntü ki gökyüzünü seyretmek. Bir de yeryüzüne bakıyorum, 1 ay öncesine kadar yemyeşil bir alan, rüzgarda dans edip dalgalanmaktaydı. Şimdi ise başaklar salınmakta. Şehrin gürültüsünden uzak, nefes alabileceğin uçsuz bucaksız bir alan, ben bu sakinliğe alıştım galiba :) Bu sıralar şehre indiğimde trafik ve garip bir şekilde insan kalabalığı, betonlar üzerime üzerime geliyor. Sokaklarda insanlar iç içe, metre kareye düşen insan sayısı kaç acaba diye düşündüm. İnsanlar sokakta fakat kendilerine ait nefes alacak alanları yok. Kafanı kaldırıyorsun binalar, binalar, binalar. Arabanın camından binaları seyrediyorum, pencereler birbirine bitişik gibi duruyor. Pencerenden dışarı bakmak istesen diğer pencerenin camı ile karşılaşıyorsun. Gökyüzünü göremiyorsun. İnsan yaşadığı ortama bir telaş ile nasıl uyum sağlayabildiğinin farkını hayretler içinde görebiliyorum. Daha evvel ben de şehirde yaşarken, başımı kaldırıp gökyüzünü görmek istemedim mi acaba? Belki de bu betonlaşmadan gökyüzü görülemediği için alışıyor insan.
Konuyu nasıl bağlayacağımı tahmin ettiniz mi? Bu gün kızımın arkadaşı, benim de kızım kadar sevdiğim banu'muz ve çok sevdiğim arkadaşım banu'nun annesi bizdeydi. Balkonda oturup uzun uzun gökyüzünü seyrettik ve başakları :) Tabi sadece seyretmek değil, anı paylaştığın çok sevdiğin kişiler olunca tadına doyum olmuyor zamanın. Çok mutlu bir gün geçirdim. İyi ki varsınız, sizleri seviyorum.

Gelelim günün menüsüne

Lahmacun yapmak istedim, bir pazar günü kapım çalınıp sevgili Mukadderin yapıp getirdiği Mukadder'in lahmacun tarifini uygulamak istedim. ilk kez yaptığım bir tarifti. Tabii bir şekilde yüzüme gözüme bulaştırdım :) Garanti bir tarif aslında, hamuru ve iç malzemesi de gayet güzel oldu fakat tavada pişiriliyordu. Hamuru açma benim elimden çıkınca doğal olarak pişiremedim. Katır kutur bir lavaş oldu ama itiraf edeyim iç konulan üst kısmı yumuşaktı :) Kızlar da acıktığı için bi çırpıda gitti :) Beyhan'cığım gelirken lahmacun pişireceğini asla düşünmemiştir :) Eee misafir umduğunu değil bulduğunu denmesinin sebebi de bu olsa gerek :)
Bu böyle olmaz biz bunu fındık lahmacun yapalım diyerek, Beyhan Hanımın üstün zekası ile lahmacun malzemesini kurtardık :) Fırında pişirilen Mersin, Adana yöresinden fındık lahmacun çıktı ortaya.

Pişme esnasında bir sorun daha oluştu, tamamen benim suçum :) Gevezelik yapalım derken fırından çıkarmayı unuttum biraz fazla kızardı :)
ve yanında salata çeşitleri
Yeşil salata (Marul, roka, dereotu, taze soğan, maydanoz, domates)
Maydanoz dalları
Sumaklı kuru sağan
Yeşil mercimekli nohut salata

Ama Allah için diğer çeşitler güzeldi :) :P













--------------Haşhaşlı çörek---------------------------------------Etimekli Tatlı---------------

Bence günün ası Mantar Kurabiye oldu
Malzemeler:
400 gr. margarin (yumuşak)
2 yumurta
3,5 su bardağı un
1,5 su bardağı mısır nişastası
1,5 su bardağı buğday nişastası
1,5 su bardağı şeker
2 paket vanilya
2 paket kabartma tozu
1,5 çay bardağı fındık tozu
Üzeri için kakao
( Bu ölçüden 36 adet kurabiye çıktı)

Hazırlanışı:

  • Oda sıcaklığında yumuşamış margarin ufak parçalara bölünerek yoğurma kabına alınır.
  • Üzerine unun yarım bardağı ve kakao hariç tüm malzeme katılır ve hamur yoğurulur.
  • Hamur ele yapışmayacak yumuşak bir hamur olmalıdır. Eğer halâ ele yapışıyorsa ayrılmış olan yarım bardak un azar azar katılarak ele yapışmaz pürüzsüz bir hale getirilir. Nerede ele yapışmaz hal almışsa orada un katımı durdurulabilir. Hamur una doymuş olmalıdır.
  • Hamur normal boyda bir yumurtadan az ufak parçalara ayrılarak yuvarlanıp tepsiye dizilir.
  • Metal bir şişe kapağı (şişe cola yada soda kapağı) kakaoya batırılarak yuvarlak bezelerin üzerine derin kesikler oluşmadan hafif batırarak izi çıkacak şekilde bastırılıp çekilir. Aynı hareket 1-2 mm. gerisinden ilerisinden iz çıkacak şekilde tekrarlanır.


27 Haziran 2009 Cumartesi

İÇLİ KÖFTE

İçli köfteleri ben yapmadım. İlk kez yapımında bulundum. Artık öğrendim mi acaba? :) Benim yaptıklarım yaparken parçalandı, çaktırmadan yama yaptım :) Yapım için; Sevgili Hatice Hanıma, Gülten Hanıma ve Mukadder'e çok teşekkür ederim.


Malzemeler
İçi İçin:
1 kg. kıyma
300 gr. margarin
5 orta boy kuru soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
(Bir başka sefere salça katmayacağım)
Tuz, pulbiber, karabiber, kimyon
İnce kıyılmış maydanoz
1 su bardağı iri kırılmış ceviz içi
Dış hamuru için:
1200 gr. ince bulgur
4 yumurta
2 kaşık un
2 kaşık biber salçası(bir başka sefere katmayacağım)
Tuz, pul biber
1,5 lt. ılık su
Şekillendirmede kullanmak için bir miktar soğuk su(çatlamaması için el ıslatılacak)
Yapılışı:
  • İçi bir gün önce hazırlanır, donması için dolaba kaldırılır.
  • Bir tavaya yağ alınarak kıyma kavrulur.
  • Ufak doğranmış soğanlar ilave edilerek kavrulmaya devam edilir.
  • Ocak kapanmadan Salça, tuz ve baharatlar katılıp iyice karıştırılır.
  • Ocağı kapatarak ince kıyılmış maydanoz ve ceviz içi katılıp harmanlanır.
  • Soğuduktan sonra dolaba kaldırılır.
  • 1,5 lt. su ılıtılır.
  • İnce bulgur derin bir tencereye alınarak ılık suyun bir kısmı üzerine gezdirilerek kapağı kapatıp kabarması beklenir.
  • Bulgur kabarınca bir tepsiye alınır ve üzerine yumurtalar, un, salça, tuz, pulbiber ilave edilerek yoğurulmaya başlanır.
  • Kalan ılık su azar azar ilave edilerek iyice yoğurulur.
  • Harç iyice toparlandıktan sonra köfte şekli vermeye hazırdır.(Harç iyice özleşmelidir)
  • Harçtan limon büyüklüğünde parçalar alarak işaret parmağı ile oyuk açılır. Çatlamaması için el sürekli soğuk suyla ıslatılmalıdır. Fakat çok fazla ıslatılıp harç da sulandırmamalıdır.
  • oyuk tas şeklinde büyütülür.(Bu o kadar kolay değil, ben oyarken hep parçaladım :) )
  • Oyuklara bir gün önceden hazırlanmış olan iç malzeme doldurularak ucu kapatılır ve her iki ucuda aynı sivrilikte şekillendirilir.
  • Yapım aşamasında köfteler nemli bez ile kapatılır.
  • Çok fazla yaptığım için acil durumlarda can kurtarıcı olarak dondurucuya kaldırdım.
  • Köfteler kullanılacağı zaman derin bir kapta bol yağda kızartılır.
  • Sıcak olarak servis yapılır.

24 Haziran 2009 Çarşamba

AHUDUDU ( FRAMBUAZ)

Daha önce sadece dondurulmuş halini bildiğim bu meyveyi ilk kez geçen yıl dalından elime almıştım. Ve bir aşk oluştu aramızda :) Getirdiğim fidelerin gözünün içine bakarak yetiştirmeye çalıştım, her iletişim kurduğumda yüreğimden birşeyler koptu sevgi adına :) bir beyaz bir de kırmızı ahududu. Ve ilk meyvesini bu yıl aldım. Sadece 2 tanecik :) tek iki adet meyve. Mayıs ayında çiçek açtı ve her sabah kalktığımda çiçeklerini okşayıp, onlarla konuşarak bugün 2 adetini aldım. Operasyon yaparcasına ortadan ikiye keserek her iki renginde tadına kızım ile baktık. Oğlum bakamadı, diğer meyvelerde inşallah ona :) Yok böyle birşey, gerek görüntüsü, gerek tadı, ekşimsi ve özellikle damakta bıraktığı yoğun aroması ile kendisine hayran bırakıyor. Umarım çoğalacaklar ve pastalarımda kullanmak üzere dondurucumda yerlerini alacaklar.


Genellikle ormanlık alanlarda yetişen ahududu, ahu'dan anlaşılacağı üzere ceylan dudu'dur. Ceylanın sevdiği dut. Aynı zamanda böğürtlene de benzediği için Ağaç çileği ve sultan böğürtleni olarak tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgeleridir. Her nedense yabancı isimleri kullanmak marifet sanıldığı için Fransızcası framboise olan bu meyveye çoğu yerde frambuaz olarak bahsedilmekte.


Ahududu
Kaz dağı yamaçlarında
rüzgarla salınır
ağaç çilekleri
güzelliğine eşlik eder
dudakların tadında
ellerin yaprak yeşili
gözlerin, sabırsız ela
Tanrılar Tanrısı Zeus un
kızıl yaban çileği
görkemli bir seyir
..........................bir ödül
kır sofrasında.

Güzin Eye Dündar

21 Haziran 2009 Pazar

BABA MENÜSÜ & TAVUK SARMA

TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜNÜ KUTLAR, HER GÜNLERİNİN BUGÜNÜN GÜZELLİĞİNDE VE MUTLULUĞUNDA GEÇMESİNİ DİLERİM
Babamız için bir menü oluşturduk. Ana yemek belirlenince garnitürleri kendiliğinden oluşuyor.

Mercimek Çorba
Tavuk Sarma
Patlıcan Salata
Közlenmiş Kırmızı Biber
Söğüş Domates
Ayran
Dondurma



İçi için; Soğan, mantar, kırmızı biber, ıspanak püresi ve tuz katarak sote yaptım.


Fleto hazırlattığım tavuk göğüslerinin içine iç malzemeyi ve bir parça kaşarı koyarak rolu sardım.


Domates ve taze biber eşliğinde tepsiye dizerek tavuk ruloların üzerine yağ ve salça sürdüm.


Fırında kızarana kadar tuttum.


Afiyet şeker olsun



CANIM BABACIM;
SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM,
ÇOK ÖZLÜYORUM,
ÖZLÜYORUM...
Bir babalar günü daha sensiz geçireceğim. Bugün çok ağır biliyormusun babacım, kandıramıyorum içimdeki küçük kızı. Seni çok özlüyorum baba. Fotoğrafınla konuşuyorum, hep gülümsüyor bana. Söylediğin gibiyim, istediğin gibiyim babacım her zaman güçlü. İstemediğin kadar her zaman deli, duruldum galiba artık baba. Şu an ise en zayıf anım, seni çok özlüyorum baba.




Benim babam mert adamdı,
Mangal gibi yüreği, yufka gibi kalbi vardı.
Hayatım boyunca ona özendim,
Fedakardı...
Bir dikili ağacı olmadı belki,
Ama kendisi onuruyla yaşamış;
namusuyla yaşamış;
şerefiyle yaşamış;
Koskoca bir çınardı.
Üstümdeki kol kanat,
Sırtımı yasladığım dağ gibiydi.
BEN BABAMIN KIZIYIM
Tepeden tırnağa ANADOLUYUM.
SENİ ÖZLEDİM BABAM...

10 Haziran 2009 Çarşamba

BARBY PASTA ve BİSKÜVİ

Hanımlar günümüz vardı dün. Uzun zamandır Barby pasta yapmak istiyordum. Günü bahane bilerek hanımlara sürpriz yaptım. Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde hanımlar günüde bitmek üzere. En azından ben bundan sonrakilere katılmayacağım. Bu nedenle Barby pasta final olsun istedim. Hayranlıkla karşılandı. Çok beğenildi.


Çocukken benim barby bebeğim olmamıştı, bunun için eşyalarından tutunda bisikletine, ken'e kadar ve barby nin bir çok çeşidini kızıma almıştım. Fakat artık kızıma mı almıştım kendime mi tartışılır :) Pasta yapmaya karar verince barby ler çıktı ortaya. Aslında bacakları gövdeden ayrılacağı için hiç birine kıyamıyordum, sadece biri kızım oynarken bacaklarından ayrılmış öylece kaldırılmış. Fırsat bilerek bu barby i seçtim. Işıncım, bak bakalım sana neler hatırlatıyor :)

Çalışma çok zevkliydi fakat baya bir yorucu oldu. Havanın sıcak olması da bir dezavantaj oluşturdu.


Aslında KEN'ide giydirmek istiyordum. fakat uzun sürdüğü için vazgeçtim.



Şu güzelliğe bakarmısınız :) Güzel ve estetik olan herşeyi çok seviyorum. Pastayı yaptıktan sonra karşısına geçip hayran hayran seyrettim :)

Saçlarını bir gün önce şampuanla yıkayıp saç kremi ile yumuşattım :) Sabah da saçlarını topuz yapmak istedim fakat o kadar gür ki saçları yarım topuz oldu :)


Galiba pastadan çok barby den bahsettim. Çok beğeniyorum bu bebeği napiim :)
Pasta güzel oldu tabii, içine sade pandispanya yaparak 4 pat kestim ve krema aralarında ananas kullandım.


Hanımlar günümüz bahçede yapıldığı için ve havanın çok sıcak olması nedeniyle tatlı sırasına kadar bebeğimiz masaya gelemedi.


Ve Barby hanımlara hediyesi ile birlikte geldi. Tüm hanımların isimlerinin yazılı olduğu bisküviler dağıtıldı. Tepkiler çok hoşuma gitti, kimse yemeye kıyamadı. Çok özel anlarına sakladılar.


Sizleri seviyorum hanımlar, seneye görüşmek üzere :))







7 Haziran 2009 Pazar

ARPA ŞEHRİYE PİLAVI

Yazılarımı ve fotoğraflarımı günü gününe koymazsam öylece kalıyor. Makina boşaltılırken hemen yayınlayım ki unutulmasın dedim.

Bugünlerde tam bir alışveriş manyağı oldum. Eskilerden çok çabuk bıkıyor, yeni değişiklikler arıyorum. Tipik bir yay olduğum için galiba :)) Evelki gün aldığım "touch me" tabaklarım ile balkonda mütevazi bir kahvaltı hazırladım ve güne oğlum ile birlikte çok güzel bir kahvaltı ile başladık. Güzel diyorum çünkü espri dolu bir kahvaltıydı :) Oğlum "hımm anlıyorum, tabakları kullanmak için hazırladın" diyerek başladı :) Görselliğe ne kadar önem veriyor da olsam paylaşılan kişiler sevdiklerin olunca ayrı bir keyif oluyor. Tüm sevdiklerimle... Çocuklarım olsun, arkadaşlarım olsun, çocuklarımın arkadaşları olsun hepsi ayrı bir keyif. Dönem dönem mutfaktan soğuma anlarım oluyor, son bir kaç aydır böyle bir soğukluk yaşamıştım. Yeni alışverişler tekrar mutfağıma yaklaştırdı galiba beni :))


Kahvaltıdan sonra dün ayırtmış olduğum Seyran Bağları bake shop dan kurabiye harf baskı kopat setimi almaya gittim. Çocuklar gibi şenim, baskı kopatıma kavuştum :) O kadar sabırsızdım ki, eve dönerken otobüste harfleri kopararak hazırladım. Alttaki pembe amerikan servis ise yine yeni aldıklarım içinde, şeker hamur şekillendirme yapmak için. En kısa zamanda kullanacağım. son 3 gün :)


Akşam çok geç döndüğüm için acele yemek yapmak zorunda kaldım. Fena da olmadı. Yoğurt, yağ, salça, tuz, ısırgan otu, pul biber, kekik karışımına tavuk göğüsleri marine edip acilen teflon tavaya attım. O pişene kadar arpa şehriye pilavı hazırlanmıştı. Pilavın kıvamı da tam istediğim gibi oldu.


Malzemeler:
2 bardak arpa şehriye
Bir miktar sızma zeytinyağı
Tuz
Tavuk suyu
3 bardak ılınmış su
Hazırlanışı:
  • Yağı tencereye akıp şehriyeleri kattım, hafif kavurdum. (Fotoğraf yanıltmasın, şehriyelerin tümünü kattım, birazı kızardı)
  • suyunu ilave edip, tuz, tavuk suyunu da katıp önce harlı ateşte, kaynayınca kısık ateşte pişirdim.
  • 5-10 dk demlendirip servis yaptım.

Günü balkonda fondü ile kapadık. Tam hazırlamıştım ki kızım aradı. Kızım 1 Eylül doğumlu olduğu için okullar kapalı oluyor ve hiç bir zaman arkadaşları ile kutlayamıyordu. Okullar kapanmak üzere, arkadaşları kızıma erken sürpriz doğum günü hazırlamışlar. Çok şaşırmış çok mutlu olmuş, canım benim. Balkonda fondü yaparken telefonla yakaladı bizi, hadi gel fondü ye dedim. Ne güzel olurdu ah keşke, bu sürprizden sonra fondü de iyi gidermiş :) 5 gün kaldı okullar kapanıyor ve kızım geliyor.
Haydi buyrun fondü'ye

Fotoğraf biraz karanlık çıkmış. İki arada bir derede o kadar çabuk çekmek zorunda kaldım ki fotoğrafı, ben kzımla konuşurken bir baktım ki fotoğraf alamadan gidiyor.
GÜN EKSİLMESİN PENCERENİZDEN

6 Haziran 2009 Cumartesi

GÜNÜN MENÜSÜ KUMPİR ve ÇİLEK KİVİLİ KUP

Bugün kumpir yaptım, ben bu menüyü çok seviyorum :) Tarif burada


Arkasından hafif bir meyveli tatlı. Çilek ve kivili kup

Malzeme:
Malzemeyi tamamen doğaçlama koydum, 6 adet kup çıktı.
1,5 su bardağı çilek püresi
1 su bardağı su
istendiği kadar şeker (tatlılık oranına göre ayarladım)
1 kaşık mısır nişastası
1 kaşık krem şanti
kivi için
3 adet kivi ( 4 adet konsaydı rengi daha iyi olacaktı sanırım)
2 bardak süt
istendiği kadar şeker (tatlılık oranına göre ayarladım)
2 kaşık un
Hazırlanışı:
  • Su, çilek püresi ve şekeri tencereye koyup kaynamaya bıraktım.
  • Ayrı bir kapta nişasta ve krem şantiyi karıştırarak az su ile incelttim.
  • Kaynamakta olan çileğin üzerine dökerek hızlı karıştırdım.
  • Kıvam alınca kuplara paylaştırıp soğumaya bıraktım.
  • Sütün yarım bardağını ayırarak kalan süt ile şekeri kaynamaya bıraktım.
  • Kiviyi soyarak yarım bardak süt ve un ile birlikte rondodan geçirdim.
  • Kaynamakta olan süte katarak kıvam alana kadar kaynattım.
  • Çileklerin üzerine paylaştırarak üzerine file fıstık ve çikolata sos ile servis yaptım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaşalım