Logaya tıklayın, üye olun, fırsatlardan faydalanın.
ÖYLE UCUZ Kİ AYRILAMAYACAKSINIZ

30 Aralık 2010 Perşembe

MUTLU YILLAR

Noel Baba sırtına hediyelerini, eline fenerini almış kapımda bekliyor :) Hele o fener bitirdi beni, öyle şirin ki bakmaya doyamıyorum. Sık sık kapıyı açıp bakıp geri kapatıyorum. Çok sevdim ben bu kapı süsünü :)

Yoğun bir tempo içinde koşuştururken nihayet 25 Aralık' da çam ağacımı kurup süsledim. Aslında benim için çok da geç sayılmaz. Çünkü önceki yıllarda, son gün acele acele süsleniyordu. Demek ki bu yıl işlerim 6 gün daha hafiflemiş diyeceğim ama diyemiyorum :) Nedense bugün Nazım Ustanın MAVİ LİMAN şiiri dolandı dilime.
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...
Belki de 2010 benim için daha yorgun geçtiğindendir kimbilir. Fakat çam ağacı süslendiği gün bir canlılık geldi ki bana içim aydınlandı. Galiba köklü bir değişime ihtiyacım var. Mutluluksa içimizde saklı. Bununla ilgili güzel bir yazı hatırlıyorum;
“Melekler, İnsanların mutluluğu hor kullandıklarını düşünüyorlarmış. Çünkü insanlar hep şikayetçi hep bıkkınmış. ‘Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler’ diyerek saklayacak yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...Derken meleklerden biri "İÇLERİNE SAKLAYALIM" demiş. "Kimsenin aklına gelmez içine bakmak". O gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...”
Mutluluk nerede, ne şekilde, ne şartlarda yaşadığımızda değil; nasıl hissettiğimize bağlı. Mutluluğu bir kişi, bir başkası da vermiyor aslında bize. Biz mutluysak ışığımız yansıyor ve bir başkaları hep oluyor o vakit. Işığımız sönmüşse bir başkası da yok. Yıldızımızın hiç sönmemesi dileğiyle...
 Ve bu dört boyutlu yıldızları da ben yaptım. Çok zevkli bir uğraştı. Şekillendikce içime neşe, sevinç doldu :)


Ve penceremdeki ışıklar rengarenk.

Gözüm kara kalmadı yara
Oldum renga rengarenk
Bazen her şey sararıp solar
Biz hep renga rengarenk
:))))))
2011'in mutluluk getirmesi dileğiyle... MUTLU YILLAR

22 Aralık 2010 Çarşamba

Aylık Toplantı Yılbaşı Şölenine Dönüştü

 Geçtiğimiz cumartesi Pınar'daydık. Özenle hazırlamış olduğu masada neler yoktu ki. Pınar'cığımın ellerine sağlık. Pınar'ın Cevizli Yoğurtlu Tavuk Salatası(bayıldım.. tarif Pınarın sayfasında ), Pınar'ın Yufkalı Böreği, Pınar'ın annesinin turşusu, hele hele Pınar'ın Renkli Mevsim Salatası görülmeye değer yemede yanında yat sözünü hatırlatıyordu. Bitmedi daha devamı var :) Pınar'ın krep tatlısı, Pınar'ın kedidili tatlısı akıllara zarar :)

Her ne kadar aylık buluşma adı altında toplanılsa da, toplantı yılbaşına yakın olduğu için tam bir yılbaşı şölenine dönüştü. Daha bitmedi masada neler vardı neler... Hülya'nın böreği, o nasıl birşeydi allahım, Hülya'cım yanlış yazmak istemiyorum adını ve tarifini rica edeyim lütfen :)) Betül'ün Mercimek Köftesi, Sibel'in Elmalı Pastası ve benim yeni yıl kurabiye evim :)
kurabiye ev hariç hepsinin tadına baktık, üstelik ben hiç yapmadığım birşey yaptım öyle lezizdiler ki 2 tabak  yedim :) Kurabiye evi ise parçalamaya kıyamadık o sebepten yenmedi. Bu durumda Pınar "Yaşasın annem evi görecek" nidalarıyla seviniyordu. :)

Pınar'ın çam ağacıda yerini almış altında hediyelerin gelmesini bekliyordu :) Kişiler geldikçe hediyeler yerini aldı. Ve toplantı sonunda çekiliş yapılarak hediyeler sahibini buldu :)
Hülya'nın el yapımı süper güzel kasesi bana çıktı :)

Pınar için yaptığım kurabiye ev beni çok neşelendirdi. Evin inşaası tamamlandıkça, "ayy çok güzel oluyor" diye çığlıklar atan bir tip olarak mutfakta yerimi almıştım :)
Evin üzerine özenle kar yağdırıldı. Kurabiye evin yapımı tam 15 saat sürdü. Umutlarım tükenmeye başladığı anda imdadıma oğlum yetişti :) ve hemen bahçe hazırlığına girişerek bahçeyi yaptı tamamladı ve beni tekrar hayata döndürdü :)
Bahçe çitlerini, kardan adam ve çam ağacımızı da oğlum bahçeye iliştirdikten sonra benim çığlıklarım tekrar mutfakta duyulmaya başladı :)) ayyy çok güzellll olduuuuuuu :)
Ve en sonunda oğlum bahçeye de kar yağdırdıktan sonra evimizi, sabah Pınar'a gitmeyi beklesin diye köşesine kaldırdık.

Toplantının finalinde Pınar'ın Çikolatalı Ceehesecake'i vardı. Fakat çok üzgünüm ki makinam hainlik etti ceesecake fotoğrafını bulanık çekmiş. Pınar'cım sen çekmedin mi senden alsam :) Söylemeliyim ki Çikolatalı Ceehesecake güne damgasını vurdu. Benim diyen pastanelerin cheesecake'ine taş çıkarır tarzdaydı. Tadı hala damağımda. Dün Pınar'ın cheesecake tarifini denedim fakat Pınar'ınki gibi olmadı :) Denedim derken anlatmadan geçmeyeyim, cheesecake'i fırına verdim aynı zamanda radyo on dinliyorum :) Bulaşık makinasını boşaltmaya başladığım anda DJ " Bizi ilk arayana athena güzellik salonundan cilt bakım hediye veriyoruz, Güzelliğine düşkün bayanlar ilk arayan siz olun kazanın" diye bir anons yaptı. Ben hemen aradım ve ilk arayan olmuşum :) DJ ile radyo yayını sırasında canlı konuşma yaptık, fırında cheesecake var dedim. Fırındaki cheesecake Pınar'ın cheesecake'i idi :)

Ve size buradan sadece menüyü verebildim, muhabbet bizde kaldı. Yemek bahane sohbet şanane misali Hülya'nın, Sibel'in, Betül'ün, Pınar'ın muhabbetlerine doyum olmuyor. Sizleri seviyorum arkadaşlarım.
YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN 

18 Aralık 2010 Cumartesi

MEYVE SALATASI

Bizim evde meyve sıkıntısı hep yaşanır. Kim getirecek, kim soyacak, kim kesecek...! Hal böyle olunca kimsenin eli meyveye uzanmıyor :) Sevgili Müge'nin hazırladığı meyve salatası tam bir vitamin, lezzet ve görsel şölene dönüştü. Müge'ciğimin ellerine sağlık.
Mevsim meyvelerinden aklımıza ne gelirse katıyoruz.
Bizim salatamızda
Portakal
Elma
Ayva
Armut'da varmıydı hatırlamıyorum :)
vardı vardı sepete baktım Armut var :)
Muz
kare doğrandı. Portakal doğranırken suyunu bırakıyor. Suyu da salataya katıldıktan sonra 1 limon suyu ilave edildi. Limon suyu hem tad veriyor hem de meyvelerin kararmasını engelliyor.
Kuplara alınırken yarım ay şeklinde doğranmış
Kivi
 ilave edildi. Üzerine
Nar
taneleri serpiştirildi ve
İri ezilmiş ceviz
 Kaymak
ve
Krem şanti ile süsledik.
Ve afiyet oldu :) Kendinizi şımartmanın bir şekli, tavsiye ederim :)
Not: Bardakta sunmanın faydası var çünkü dibine inen suyu bardaktan bir güzel içilebiliyor :)

13 Aralık 2010 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜMDE KENDİME HEDİYEM...!

   İnsanların isminin özelliklerini yansıtıtığını düşünürüm. Onun içindir bir yanım asi boyun eğmeyen, bir yanım hüzün...
   Bir de kıştır bir yanım, zemheriye dokuz kala. Ellerim cebimde öylece sessiz zemheri tankosu yaparcasına. İçim üşür bazen, derinden hissederim. O vakit kendimde kalmayı severim. Masum bir kız çocuğudur çoğunlukla yanımdaki..Oyuncaklarına hasret, biraz da ürkek. Sonra yaşananlar anlamsızlaşır, insanın insana yaptığını kabul edemem. Hüzün kaplar dör bir yanımı kendimde kalırım. Müzikle coşar; Yerinde duramaz oynar, kahkahaları ipe sıralar, boynuma hayatı asarım. Müzikle ağlar; Yastıklara yüzümü gömüp, karanlığı içime sokar, bedenimi hançerle yaralarım. Kırmızıyı isterim, sarıya aşık, maviye hasret...
    Diğer yanım yaramaz bir kız çocuğu. Oyuncağı elinden alınmış küskün, hırçın. Bir yanım YAY’dır hep... Yay gibi esnek, öylece güven salarım. Nedensiz çıkmam kınımdan, çıktığımda yay gibi gergin, gerildiğinde okumu fırlatırım, haksızlığa, yalana, düzenbazlığa gelemeyen, Adelaettir prensibim. Masum bakışlara vurgunum, onun içindir çocukları sevişim. Olduğu gibidirler ard niyetsiz. Aralıktır ayım, ne kimseyi hapsederim nede hapsolurum. Hep aralık bırakırım kapılarımı, dileyen kalabilmeli, isteyen gidebilmeli. Dilediğinde geri gelmeli. Sıkılırım en fazla da, özgürlüktür ilkem. Dilediğimde çıkıp gidebilmeliyim, kesindir gidişlerim. O vakit iki yanım kol kola girip bir türkü tutturur gider. Akıl ve yürek aynı şeyi söylemesede çoğunlukla aklın sesini dinlerim. Bir yanım bahar rüzgarı gibi uçarı, tez canlı… Öteki yanım zemheri ayazı. Yüreğin söylediğini akıl kabul etmez, aklın söylediğini yürek dinlemez. Ama ortak bir yol bulurlar hep, Onun için yüreğimin kapılarını açık bırakırım isterlerse gelip girsinler diye.
   Fakat dört bir yanım derya deniz. Boşveririm çoğunlukla, hemen unuturum. Sadece ihtiyacı olunca değil her zaman benimle olanı bilirim. O zaman gör maviliklerin en güzelini. Mavi ver bana, vereyim sana denizi tüm tonlarıyla...Azıcık yeşil kat, gör bak yeşildeki tonlar ne kadar fazla olacak... Turkuaz... Okyanus kadar engin, okyanus kadar dingin, okyanus kadar derin, okyanus kadar hüzünlü... Ve vâkur bir damla olmak dalga için. Katılmak okyanusa aşk için, isyan için!
Öyle yapayalnız,öyle hüzünlü görünüyor ki... Uzanıp dokunmak istiyorsun usulca, Bir parça olsun mutluluk vermek… Oysa öylesine büyülü ki bu manzara.. Öylece kalakalıyorsun…Bilinenin hatrına; en iyisi olmak, dağ taş gibi ayakta... Güçlü... Bembeyaz... Hiç karışanı ve katkısı olmayan. Öylece tek işte, asil bir de...
  Heykelimi diktirteyim diyorum en sonunda. Gökkuşağına rakip hatta fark atan bir canlı işte..Ölmeyeceğimi anladım, yaşadığıma inanmalıyım şimdi...

3 Aralık 2010 Cuma

Beşamel Soslu Fırında Patlıcan


Eylül-Ekim bitti derken Kasım'da gitti. Şöyle pamuklara sarıp sarmalayıp kendimi Aralık'la birlikte şımarasım geldi. Karanlık dolaplara astığım elbiselerimin yanındaki beni kandırın hadi...! İnanabileceğim bir yalan söyleyin inanayım. Mahsun çocukluğum, deli esen yeller delikanlılığım, ve eyyy yaşam!... Eylül-Ekim bitti derken Kasım'da gitti. Aralık ile birlikte gelen suskunluğum, olmadığım kadar şımarasım geldi...


Bizim evde patlıcan çok pişer :) Bu da çeşitlerden bir tanesi.
Malzemeler:
1 kg.patlıcan
2 adet kuru soğan
8-10 adet sizri biber
3-5 adet taze kırmızı biber
5-6 diş sarımsak
2-3 adet domates :) (kafanıza göre takılın adetlere çok bağlı kalmayın)Zeytinyağ
3 çorba kaşığı tepeleme un
1-2 su bardağı süt
1-2 kaşık hindistan cevizi
1 yumurta
yarım paket kabartma tozu ve tuz
kaşar peyniti rendesi
Hazırlanması:
  • Patlıcanları alacalı soyup biraz kalınca yuvarlak dilimleyelim ve tuzlu suda bekletip sonra yıkayalım.
  • Çok az su ile hafifce haşlayalım ve kevgirle çıkarıp suyunu süzelim.
  • Soğanları kare doğrayarak yağda soteleyelim.
  • Biberleri ve minik doğranmış sarımsağı ilave edelim.
  • Kabukları soyulup küp doğranmış domatesleri de ekleyerek bir kaç fiske tuz katalım.
  • Domates suyunu bırakıp hafif çekmeye yüz tutunca ateşi kapatalım.
  • Patlıcanları fırın tepsisine bir sıra dizelim, üzerine domatesli harç ile kapatalım. tekrar patlıcan dizerek malzeme bitene kadar aynı işleme devam edelim.
  • Bir başka tavada yağ ile unu kavuralım, süt ilave ederek hızlı karıştıralım ki pataklaşmadan beşamel sosumuzu hazırlamış olalım. Tuz ilave etmeyi unutmayalım.
  • Ocaktan alıp ılınmaya yüz tutunca içine bir miktar hindistan cevizi, 1 yumurta, kabartma tozu ve kaşar rendesinin az bir miktarını ekleyip iyice karıştıralım. (Sos çok katı olmasın sakın)
  • Sosomuzu patlıcanların üzerini kapatacak şekilde dökelim.
  • En üzerine kalan kaşar kaşar rendesini serelim ve fırına verelim.
  • 200 derecede üzeri hafifce kızarana kadar tutup pişirelim.
  • Dilimleyerek servis yapalım. Tadı çok güzeldir tescil edilmiştir :) Afiyet olsun

1 Aralık 2010 Çarşamba

KIRMIZI BİBER İLE YOĞURTLU SEMİZOTU SALATA


Bu salatayı her zaman doğaçlama yapıyorum. Aklıma ve elime ne gelirse katıyorum. Semziotuna herşey yakışıyor.

Bu sefer semizotu yapraklarını ayırıp yıkadım, taze kırmızı biber ve çok az tuz ile harmanladım. Üzerine yoğut ilave ederek çok bulanmadan karştırdım. Bir miktar zeytinyağı gezdirerek pul biber ile süsledim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaşalım