Logaya tıklayın, üye olun, fırsatlardan faydalanın.
ÖYLE UCUZ Kİ AYRILAMAYACAKSINIZ

26 Nisan 2011 Salı

MUTFAK BALKONUMDAKİ LALELER

 Evet bütün lalelerim açtı. Bu güzellik karşısında kötü düşünmek istemiyorum fakat söylemeden de geçemeyeceğim :) Türkiye'de sahtecilikle herkes karşılaşmıştır bir şekilde. Fakat bu yabancı ülkelerde de oluyormuş demekki. Hollanda'dan lale soğanlarını alırken çeşit çeşit renk seçeneği sunmuşlar ve ambalajlamışlar. Küçüklü büyüklü ambalajlar. Hatta ambalajların üzerlerinde açmış lalelerin renklerine göre fotoğrafları vardı. Tüm renklerden almak istiyor insan fakat birçok paket almak yerine koca bir torba karışık renkli lele soğanı seçmiştim. Ambalaj üzerinde sarı laleler, kırmızı, beyaz, hatta ve hatta siyah lale fotoğrafları vardı. Ençok da siyah laleye takılmıştı gözlerim. Umutla bekliyordum içlerinden bir tanesi siyah açacak mı diye :) Fakat görüldüğü üzere hepsi de kırmızı açtı :) Demek ki sahtecilik her ülkede oluyor :)

 
 Bugün pazar...
Bugün, beni ilk defa
Güneşe çıkardılar.
Ve ben, ömrümde ilk defa
Gökyüzünün
Bu kadar benden uzak,
Bu kadar mavi,
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,
Kımıldamadan durdum
Sonra, saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda;
Ne düşmek dalgalara,
Bu anda;
Ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak,
Güneş ve
Ben...
Bahtiyarım…

Nazım Hikmet

 Bu şiir bana her zaman güneşi, kuşları, cıvıl cıvıl insanları ve yaşam sevincini hatırlatır.
Ve bugün çok güzel bir güneş var, insanlar sokaklarda neşe içinde. Uzun zamandır dışarıya çıkmadığım için midir acaba insanları seyrettim yollarda. Beni tanımayan birisi otururken selam verip oturdu. Bir diğeri kalkarken iyi günler dileyerek kalktı. Bir başkası yaklaşırken ben artık tebessüm ediyordum ve "gülmek ne kadar güzel değil mi" dedi. Bunları bir yazıda okusaydım sıradan sözler diye düşünebilirdim ama kesinlikle doğru ve bugün yaşadım. İşim bitti Kızılayda şöyle bir dolaşayım diye kalktım. Ankara'lılar bilir İzmir caddesinde "Peynirci" market var. Dışarıya da minik tezgahlar koyarlar ve dışarda çilek satılıyor bugün. Bir de indirim yapmışlar. Çilek alan bir kadın tezgahtara güzel sözler söylüyordu (tegahtar da kadın), tezgahtar bu
güzel sözler karşısında kadına "çiçeğim" demeye başladı... "Çiçeğimle ilgilenin, çiçeğimin çileğini tartın"  Sıra bana gelmişti çilek alacağım. Aslında tezgahtar içerde peynir reyonunda çalışıyormuş. Biraz hava alayım diye çilek tezgahının başına gelmiş. Tezgahtarla sohbet ederken tam 4,5 kilo çilek almışım :) Ben daha tezgahın önündeyken az önce çilek alan "çiçeğim" :) çileklerini tarttırmış çıkıyordu, tezgahtara gülümseyerek iyi günler diledi, arkamdan saçlarıma dokunuldu "saçlara bakın ne kadar güzel" dedi hala gülümsüyordu ve arkasından gülerek baktım baktım :)
Kadının enerjisine bakarmısınız, kaç kişiyi etkiledi ve kaç kişiye mutluluk enjekte etti gitti :)

 
Ve lalelerim balkonumda o kadar güzeller ki, baktıkca içi açılıyor insanın.
Sonsuz bir aşk olsun,
Kuşlaın cıvıltısı kesilmesin,
Deniz mırıldanarak
Yaşamak şarkısını söylesin...

HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ
Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.

MURATHAN MUNGAN....

22 Nisan 2011 Cuma

LALELER LALELER

Çiy mi düştü yaprağının üstüne
Söyle Lale yoksa sen ağlarmısın
Neden boynun eğik düşmüş önüne
Yoksa Lale sen bize dargınmısın

Erzurum Zernişan Aydoğan 10.1.2007


Hiç bir şey istememekle başlar herşey. Durup her hücreni ayrı ayrı ikna etmeye uğraşırsın da sonra vazgeçersin kendinden bile.  Duygularını taze tutmaya çalışırsın da, içinde bir kıpırtı ararsın, hiç birşey heyecan vermez olur şu laleden başka. Şimdi kalksan, bu evi terketsen, bu sokağı, bu mahalleyi hatta bu şehri terketsen, seninle gelmeyecek mi içindeki boşluk? Yalnızlık...! Şu yalnızlık duygusunun haddini bildirmek için, içindeki umut kırıntılarını deşeleye deşeleye ararsın . Fakat konuşmayı bıraktığın anda bitmiştir herşey. İçine içine konuşmaya başlamışsındır. Yine akşam oluyor, yine sabah, yine akşam... Sabah uyanıp gözlerini açtığında kahrolası bir gün daha başlamıştır. Hatırla ey peri şarkısı bile içinde bir kıpırtı sağlamazken tek, sade ve yalnız bu laleler heyecanlandırmışsa bitmeyen birşeyler mi var acaba...?

 
 İki gün önce Sabah saatleri... 06.20 ... Mutfak balkonumdaki laleler ilişti gözlerime.  Elimde fotoğraf makinası, fotoğraf çekerken yakaladım kendimi. İki, üç haftadır tomurcukları ile duran lalelerin açmasını bekliyordum... İşte sabahın ilk ışıklarında güne merhaba diyordu kırmızı rengiyle. Lale soğanlarını Hollanda'dan karışık renkli almıştım. Fakat hepside kırmızı açıyor. Olsun, o kadar güzeller ki, bir parça mutluluk, bir parça heyecan ve bir parça gülümseme dudaklarımda. Bugün de yaşıyorum...
 ʞoʎ ʎǝs ɹıq uǝpıƃ sɹǝʇ
   ǝwıpuǝʞ wnɹoʎıp
 'ʞoʎ ʎǝs ɹıq uǝpıƃ sɹǝʇ

 Bu fotoğraf öylen saatleri... 12.00 - 13.00 sularında... İlk fotoğraflardan 5-6 saat geçmesine rağmen iyiden iyiye açıldı balkonumdaki lale. Çok fazla çiçek tomurcuğundan sadece bir tanesi 2 gün önce güne merhaba dedi. 

Ne güzeldir dört gözle beklediğiniz bir çiçeğin açması... Sabah kızarmış ekmek kokusu... Yağmurdan sonra açan güneş... Sabah uyanıp mis gibi havayı ciğerlerinize çekmek... Akşam yıkanmış ütülenmiş mis gibi kokan çarşaflarda uyumak...
En önemlisi nefes almak, konuşmak, duymak, yürümek, görmek, anlamak...
Hatırla ey peri...
ʞoʎ ʎǝs ɹıq uǝpıƃ sɹǝʇ
....
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığa,
Bir kısmı seni de sarsın.”

Üstün DÖKMEN

Biraz zaman alacak belki... Daha dün güneş ile birlikte yağmur yağıyorken, gökkuşağının çıkacağını bile bile gökyüzüne de bakmadım.
ʞoʎ ʎǝs ɹıq uǝpıƃ sɹǝʇ
İki gün daha geçti, diğer laleler de renklerini göstermeye başladılar tek tek. Diğer fotoğraflar hepsi birden açtığında gelecek... 
Yaşam sevincinizi hiç yitirmemeniz dileğiyle

3 Nisan 2011 Pazar

PAZI SARMA

 Pazı ile Betül sayesinde tanıştım. Elbette varlığından haberdardım fakat ne annem nede yakınımızda yöremizde pazı kullanan olmadı ve dolayısı ile bizim eve hiç girmemişti. Taa ki sevgili arkadaşım Betül "Bir ot olsaydım pazı olurdum..." diyerek  Sibel'e "Pazılı Salata" getirene kadar. Şimdiye kadar bu harika sebzeyi nasıl kaçırdığıma hayıflandım. Evimizin gurmesi oğlum da onayladı ki, bundan sonra sık sık evimizin misafiri olacak. İlk olarak Betül'den aldığım tarif ile "Pazılı Salata" yaptım. Büyük bir beğeni ile oğlumun onayından geçti. Salatayı daha sonra yayınlayacağım fakat şimdi pazı sarmadan bahsedelim. Salatadan başka ne yapabilirim diye araştırırken pazı sarma ile karşılaştım. Yaprak sarma her zaman zahmetli ve yorucu gelmiştir bana. Fakat Pazı sarma öyle değil. Hem iri sarılıyor hem de uzun sürmüyor :) Lezzeti dersek insanı sarıyor. Gelelim tarife.


Malzemeler:
Bir demet pazı
250 gr. kıyma
1 iri boy kuru soğan
1-1,5 su bardağı kadar pirinç
Maydanoz
Dereotu
Yarım yemek kaşığı salça
Biberiye
(Aktarda kuru biberiye çektirip toz haline getirtmiştim)
Tuz

Hazırlanışı:
  • Pazılar iyice yıkandıktan sonra sapları kopartılarak kaynayan suda 2-3 dk. tutulur (rengi hafif değişene kadar) 
  • Derin bir kaba çıkartılarak üzerine hemen soğuk su doldurulur. Suğuk suyun etkisiyle soğuyan pazı yaprakları süzgeç üzerine alınarak suyu süzdürülür.
  • Kuru soğan, maydanoz ve dereotu çok ince kıyılır. Tüm iç malzeme bir kapta birleştirilerek yoğurulur. (yoğurma sırasında çok az su ilave edilebilir)
  • Pazı yaprakları mutfak tahtası üzerine serilerek yaprağın ortasındaki kalın damar bıçak yardımı ile çıkartılır. (Damar çıkartılınca yaprak ikiye ayrılmış oluyor, dolayısıyla bir yapraktan iki adet sarma oluyor)
  • Ortadaki kalın damar çıkartılmış pazı yaprağı ince uzun şerit şeklinde oluyor. Şerit halindeki pazı yapraklarını üçgen katlamak gerçekten çok kolay. Rulo katlamak daha zor olurdu diye düşündüm. Bunun için üçgen muska şeklinde sarılmasını öneririm.
  • Şerit halindeki pazı yaprağının bir kenarına fazlaca iç malzemeyi koyduktan sonra muska böreği yapar gibi bir sağa bir sola çevirerek üçgen katlanır.
  • Tencereye yerleştirildikten sonra küçük bir tavada yağ ile biber salçası kavurarak pazı sarmanın üzerine gezdirilir.
  • Üzerlerine gelecek şekilde su ilave edilerek pişmeye bırakılır.
  • Kaynamaya başladığında ocağın en küçük bölmesine ve yarım ateşe alınarak ağır kaynaması sağlanır. Pişme sırasında arada kontrol edilir, suyu azalmışsa az su ilave edilebilir fakat ocak kapandığında tencerede su kalmamış olmalıdır.
  • İstenirse sarımsaklı yoğurt ile servis yapılır. Sarımsak istemeyenlere sade yoğurt sunulur.
  • Afiyet olsun
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaşalım